Discussion about this post

User's avatar
Berivan's avatar

Hocam, bazen var olmak bile insana o kadar unutulmuş bir mefhum gibi geliyor ki... Çünkü sadece var olduğunuz için bile 'performatif bir eylem' içinde olmakla itham edilebiliyorsunuz. Şov yapmamanın kendisi bile bir şov, varlığın yalınlığı bile bir performans olarak okunabiliyor artık. Çok ilginç ve üzerine düşünülmesi gereken bir paradoks gerçekten :)

Mojeartoza's avatar

Harika fikirler! Dağınık yazdım, aklıma getirdiklerinizdi bunlar. Başka bir uca götürdüğümü biliyorum. Başka zaman daha derli toplu da üzerine düşünmek ve yazmak isterim.

Performatiflik, şu an bana bir tür dikkat dağınıklığının da sonucu gibi geliyor. Var olma, sadece içerdiği ve onu şu ya da bu şekilde betimleyen eylemleri amaçlarken ve gerçekleştirirken söz konusu. Fakat o anda o eylem(ler)i yapıyor olmak istemek dışında, nasıllığına Öteki/ler'in düşüncelerinin dahil olduğu, etkilemekten de öte artık eylemi bizzat şekillendirdiği an, eylem ve kişi performatifleşiyor. O an var olmuyor, sadece o eylemi yapıyor olmuyor. O eylemi performe etmeye koyuluyor. Belki orada bile olmayan bir topluma ne derece ve nasıl var olduğunu ispat ettiği tikler atıyor eylemine nitelikler kazanırdırırken. Bireyin, yalın bir karar alması, yalın eyleyebilmesi için istediği vakit diğer seslerin dikkatini dağıtmasına izin vermiyor olabilmesi, bu beceriyi edinebilmiş olması lazım. Fakat o kadar çok uyaran mevcut ve o kadar müdahil ve rıza inşasıyla sürekli bireyi gözetleyen bir topluma dönüştük ki bireyin kendini dinleyebilmesini bırakın, duyabilmesi zorlaştırılmış. "Kendi kendine, öylesine var olabilmek, eylemek", "boş" görülüyor, çünkü kuliste sahne almaya çalışmak gibi yorumlanıyor. Sahne varken kim napsın kendi kulisinde oynamayı! Kişinin bu etkiden kaçınabilmesi pek mümkün görünmüyor. Çünkü içinde bulunduğunuz toplumdan ve etkilerinden azade olabilmek mümkün değil. Dört duvar örseniz ve kapıyı kapatsanız da toplum oradadır. Bireyi performatifleşmeye zorlayan da bu. Çözüm, farkına varmak ve kendi kendine yeter, kendi kendine vakit geçirmek ve eylemekten keyif alabilmekten başlıyor.

1 more comment...

No posts

Ready for more?